30 Mart 2009 Pazartesi

Şehir düzeyinde tartışmadığım bir örnek, Yugoslavya'daki Split şehridir; bence Split, olabilecekler içinde en önemlisi olmasa da, mutlaka çok aydınlatıcı bir örnek oluşturur. Burada büyük bir yapı-Diocletianus Sarayı-bir şehir haline gelmiş, içsel özelliklerini kentsel özelliklere dönüştürmüş, böylece özgül biçimlerde iş gördükleri takdirde mimarlıktaki analojik dönüşümlerin sınırsız zenginliğini göstermiştir. Bir kalenin bir şehrin çekirdeği haline geldiği, nihai olarak dönüşümlern duvarları ilgilendiren daha karmaşık bir sorunla ilgili olduğu Vila Viçosa ya da Braganza gibi örneklerle karşılaştırıldığında, Split örneği, dış mekanların kolektif, yani kentsel bir anlamda gerçek dönüşümünü temsil eder. Split(her biri farklı morfolojik özelliklere sahip) Arles, Nimes ve Lucca'da görülmediği ölçüde, kendi tipolojik biçiminde tüm şehri keşfetti, dolayısıyla da yapı analojik olarak bir şehir biçiminin referanso olmaya başladı. Bu örnek, tek bir yapının şehirle analoji içimde tasarlanabileceğinin kanıtıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder