26 Eylül 2010 Pazar

MURAT UYURKULAK, HAR


Seksen sene önce Netamiye kallavi bir imparatorluktan tuzluk kadar bir cumhuriyete dönüşürken taze muktedirler nedense her şeye sıfırdan başlamaya niyetlenmiş, asırlardır başka milletlerle muhabbet ede ede iyice kıvamlanan dillerini bir gecede kesip atmışlardı. Üstelik kalan topraklar üzerinde konuşulan başka dilleri de yasaklamışlar, kafalarına yeni şapkalar geçirdikleri milyonlarca insanı dilsizliğe uğratmışlardı böylece. Neyse ki yeni dilin üzerinde eskiden kalma bolca pğrtğk vardı da öğrenmemiz zor olmadı….

Yaklaşıyorum o noktaya, zar zor başımı sokuyorum kalabalığın arasına… Orta yaşlı bir adam, yüzükoyun yatıyo yerde, uyuyo sanki, sırtıyla rüya görüyo, kan fışkıran sırtıyla… Öyle hevesli fışkırıyo ki kan ve İçsur’un sokakları öyle dar ki, dolduruyo kan sokağı… Adamın yanında kocaman bir satır, bir naylon torba, torbada üç elma, demek altı çocuğu var adamın, bütün elma yiyebilen çocuk yok bu civarda…

Hakikat dörtlükleri(arada 5likleri de var…)
2
İhtiyarları anla, onları yabana atma.
Bütün hastalıkları, gencin zalim sağlığından yeğdir zira.
Aileni sev, anneni en başta.
Son kurtuluşu başka yerde bulamazsın, onun kucağından başka.
3
Çalış ama işe bağlanma.
Çalışmaktır bütün hazları öldüren.
Herkesin sevdiği insanlardan kork, kelleni alanı önce o affeder.
‘Ben’ diyenin zulmü, ‘biz’ diyen kadar amansızdır, unutma.
4
Son nefesini huzurla veriyorsan, alçaksın.
Son sözün itiraf olmalıdır, son nefes verilmez gönül rahatlığıyla.
‘Seni böyle seviyorum’ diyenlerden kork.
Öyle’nden tiksinmektedir zira.
5
Şen muhabbetlere gönül bağlama.
Söz bir akreptir artık, zehirler.
Gerçek hazza bat, sahte hazza inanma.
Yalnızlıktan başka kapı yoktur sana.
6
Yalnızlığın seni üşütsün, başkasını değil.
Tekliğin rüzgârındaki soğuk ihanettir zira.
Ne varlığın bulunmaz bir elmas olsun.
Ne de küfür başkalarına.
17
Pazarlara çıkıp tezgâhlara bakma boşuna.
Ne yapsan anlayamazsın artık paranın sırrını
O tezgâhın üzerindeki çürük domatessin artık
Ölüm olsa olsa bir armağandır sana
18
Sığınak yok artık, barınak cehennem, evler mezbaha.
Hısım dediğin dili küf, içi kof bir cesettir sana
Gökten yağan ateşlerle yakılan mekân kurulmaz bir daha.
Mademki çıktın, edepliysen girme duvarlar arasına.
Yanlış hayat doğru yaşanmaz, bu sözümü asla unutma.
21
Yardım ettin, hayır işledin, adını da vermedin, çok beklersin sevabı.
Hediye verdin, sevdiğini sevindirdin, sen de sevindin, çok beklersin ferahı.
Zira açık bir kibir vardır her yardımda, muhtaç adını bilse bile, öldürür seni mutlaka.
Ve hediyeler birbirine benziyor artık
Yani küfürün duruyor o parlak ambalajda.
26
Hikâyeni çaldırma, naranı çaldırma, gayeni çaldırma.
Tetik ol, afişlerde görürsün en mahremini sonra.
Hakikat var mı sanırsın okuduğun onca kitapta.
Kitap da maldır, alınır satılır, bir de övülür utanmazca.
31
Öfkeni heba etme, fazla öfke düşmanına benzetir seni.
Ama dalkavuk da olma, güvenme önünde durana.
Sırtını sıvazlar daima, sen geç öne der, savaş yalanla.
Sen savaşmaya başladığında, bir saniye bile durmaz arkanda.
33
Hiçbir savaşa inanma, silahların fiyat etiketi var.
Mağlup, iflas etmiş esnaftır, gülerek şarkı söyler.
Galip, becerikli esnaftır, gülerek şarkı söyler.
Kol kola dans ederler mezarların başında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder