1 Eylül 2011 Perşembe

HİÇ, SADIK YALSIZUÇANLAR

Bu kağıtlar ne, bu imzalar kimin? Bu kağıtların üzerindeki sözcükler bu tarih ve sayılar bu imzalar nereye böyle? Bu odaya girerken ceketini ilikleyen, cigarasını küllüğe emanet bırakan, girince korkulu bir saygıyla başını eğen, efendim Ahmet bey sizin olurunuz olursa olabilir dedi, diyen, bu imza atarak afili sonra dönüp konuğuna yazlığını satacak emlakçıyı soran müdüradam, bu doğumiznindendönmüşkadınla yanında daire başkanının hamile bıraktığı kürtaj yaptırdığı gençkızın amcasıyla kapıda bekleyen şoförü, bu ihaleye katılmak için başvuruda bulunan adam, bu koridorlar, bu odalar, bu katlar, bu salonlar, bu binalar, bu yazışmalar, bu daktilolar, bu kağıtlar bu şeritler, bu koşmalar bu koşmalar bu koşuşturmalar.... bunlar nereden gelip nereye gidiyorlar? Bunlar niçin çok fazla? Her şey neden çok fazla burada?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder