2 Aralık 2015 Çarşamba

yakındaki uzak rebecca solnit

Kendini bilmemek tehlikelidir, hem kişinin kendisi hem de başkaları için.Yakıp yıkan, büyük acılar çektiren insanlar önce kendilerinin bir parçasını öldürür veya yaptıklarının ve kendi duygularından kaçıp saklanırlar. İç haritaları paramparçadır, mağaralar, mayın tarlaları , boşluklar, tuzak çukurları ve bu gibi başka şeylerle doludur; kendilerine karşı dönmüş bir coğrafyadır bu, kendirni bilmeyen, o kişilerin yolculuk edemeyeceği bir coğrafya. syf 61 devam et!
Bir hikaye anlatmak, daima ham malzemeye özel bir şekil vermek demektir, ucu bucağı olmayan potansiyel olgular arasından belirgin bir görünüş oluşturanları seçmektir.

Onu bir bütün kılmak, sözcüklere dökmekten ibaret.  Bu bütünlük , onun canımı yakma gücünü yitirmiş olması demek; bölünmüş parçaları birleştirmek, belki de böylece acıyı uzaklaştırdığım için, büyük bir haz veriyor bana. Bu belki de tanıdığım en güçlü zevk. Yazarken neyin neye ait olduğunu keşfettiğini hissetmenin sevinci. .. Buradan hareketle felsefe diyebileceğim bir şeye varıyorum; her durumda bana ait kalıcı bir fikir bu; ham pamuk tabakasının ardında bir örüntünün saklandığı; bizim-yani tüm insanların-bununla bağlantılı bulunduğu; bütün dünyanın bir sanat eseri olduğu; bizim bir sanat eserinin parçaları olduğumuz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder