8 Şubat 2009 Pazar

1. OTURUM

Ülkü Azrak

Kuramsal olarak, bölgeler arası gelişmişlik farkları merkezden yönetimle giderilebilir diye düşünülmüştür.

30’lardan itibaran devletçilik prensibi anayasada... su, elektrik, kent içi ulaşım yerel yönetimlere devredildi.

33’te ilk planlama, merkezi, katı ama sektörel yani sanayi planı (Rusların Gost planı gibi), savaş yüzünden ancak 5 yıl uygulanabildi

sonrasında ingiliz planlamacılık yöntemleri denendi ama savaş ekonomisi kuralları dikkate alınmak zorunda kalındı...

çok partili dönemde, iktidarların çıkar çevrelerinin desteğini yurt kalkınmasına tercihleri ve yatırımcıların gelişmiş bölgeleri tercihleri ile bölgeler arası gelişmişlik farkları arttı.

1960’ da (27 mayıstan sonra 61 anayasaı çıkmadan) kalkınmayı yurt çapında yapabilmek için Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu. Fakat kamu sektöründe particilik, özel sektörede de fırsatların değerlendirilememesi ve gelişmiş bölgelere yatırımın devam etmesi sonucunda gelişmişlik farkı azaltılamadı.

yatırımların teşvikine örnek; 5084 sayılı(29.1.2004) kanuna göre organize sanayide % 100 sigorta indrimi.... buna rağmen kitle halinde işten çıkarım!!

2001, Kalkınma Ajansları Kanununun birinci maddesi: kamu, özel sektör, stk arasında işbirliği ve kaynakların etkin kullnımı....ajansların ulusal düzeyde koordinasyonundan DPT sorumlu.(fonları dağıtmak, çalışma programlarını onaylamak vb. ) kalkınma ajansları kamusal bir tüzel kişilik fakat ne merkez nede yerinden yönetime dahil. o zaman ne? idarenin denetimindeki bütünlüğü bozan ve anayasaya aykırı bir kanun!

gelişme, ekonomik, iktisadi, parasal kalkınma mıdır?

BM, A. Birliği ve A. Konseyi, 1985, yerel yönetimler özerklik şartını kaul etmişlerdir.

Belediye Birlikleri, mahalle komüniteleri, kent konseyleri

özerk yerel yönetimler:
seçimle
halkın çıkarlarını ön planda tutan
düzenleme-yürütme hak ve olanağına sahip olan
kendilerini ilgilendiren her konuda danışılması gereken (nüfusu 2000’den düşük belediyelerin kaldırılmasının halka danışıması gerekliydi)

yerel yönetimlerin denetimleri, yaptıkları işlerin hukuka uygun olup olmadığı yönünde olabilir, ancak devletin verdiği bir görevin denetimi “yerindelik denetimi” ile yapılabilir. Ayrıca merkezi yönetim yardımlarının genel olması gerekirki yapılcak uygulamalarda baskı oluşturmasın, ama yapılan yardımlar şarta bağlanıyor böylece yerel yönetimler kontrol ediliyor...

Çağatay Keskinok

1. bölüm; normatif bir sunuş olacak, kamusal yararla ilgili, kavramı kendi mesleki alanından geliştirmeye çalıştığı..
2. bölüm; kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi, yabancılara mülk satışı
3. bölüm; dünya bankası raporlarına göre kentleşme modeli...

günümüzde belediyeler; imar hakkını vererek sağlanan kaynaklardan belediyeye şunu sağlarım diyebiliyor...

kentin kendisi kamusallık üretmekle alakalıdır.


kentsel dönüşüm; devlet müdahalesinin kendisi de sistemin görünmez elin karşısındaki çaresizliğinin göstergesidir.

kentsel dönüşüm toplumsal kalkınma planının paröası olmalıdır.

merkezlerde, kentlerde çözülmeye yol açan mekansal, toplumsal bölünmeler...

kısa erimli karlarla sistemin sürdürülebilirliği?
plansız kentsel dönüşüm projeleri...

kentsel bölgelerin kullanım değişiklikleri emek sömürüsünün önemli parçaları...

kent bir lego oyunu değildir.(tuzlanın taşınmasından bahsedilmesine istinaden söylediği)

KENTSEL ESTETİK,
tüketiciliğe karşı yalınlık ve sadeliğin estetiğinin geliştirilmesi gerekir...
toplumsal yabancılaşmaya, özelleşmeye karşı bir estetik, mahkum olmamaya karşı bir estetik...
tasarımda ve mimaride ortak bir dil...
yapılı ve doğal çevrenin iç içliği...
kamusal yararı çeşitlendirerek ve geliştirerek topluma sunmak...

Tarık Şengül

1. bölüm, aşınmanın paröası olarak talan rejimi
2. olayı anlamaya çalışmak, kamu yararının arkasında durmaya çalışmak

yolsuzluk; yolunu kaybetme...

gösteri sanatı....

30 ile 80 arasında üretim toplumu, fakat düzenlenmemiş bir yapı

düzenlenmemş yapıya büyük aktörler dahil olunca ve ürerimden finans sektörüne kayınca YOLSUZLUK...

geçmişte kaynaklar minimumlen sorun bu kadar büyük değildi, LÜMPEN KENTLEŞME.. ( lümpen: 1. Sınıfsız. 2. isim Ayaktakımı: § “…büyük şehirlerimizin çevresindeki geniş gecekondu kuşakları, ne işçi ne köylü ne de burjuva sayabileceğimiz, ne yazık ki ancak “lümpen” diyebileceğimiz insanlar tarafından doldurulmuştur.” -Attila İlhan, Aydınlar Savaşı, 10. –TDK )

Yatırımlar, adana’da lassa fabrikası alışveriş merkezine dönüştrülüyor, iplik fabrikası inşaatı rezidansa çevriliyor... RANT

MODEL, türkiyenin gelişme modeli olmaya başlıyor.

toplum kendisini yeniden üretemez hale geliyor, KRİZ BUNUN İFADESİ...

kentsel biçimle yola çıkıp, biçimi erteleyen...

özel sektörün katılımının artıırılması, devletin sosyal sosyal alandan çekilmesi, kentsel üretkenliğin arttırılması için çevre koruma sınırlamalarının kaldırılması, katı bölgeleme kurallarından vazgeçilmesi ( bu gibi düzenlemeler doğru yerde doğru arsa bulunmasını engellemektedir)

piyasanın görünmez eli=neo liberal görünmez el= > devletin eli

dünya bankası 1997 raporu: from plan to market!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder