1 Haziran 2009 Pazartesi

Saat ve Ölçüm Cetvelleri

Rölativitenin özel kuramının ortaya çıkmasına dek, ayrı yerlerdeki iki ayrı olayın aynı zamanda olması görüşünde herhangi bir anlaşmazlığın olabileceğini kimse aklına getirmiyordu.
………..
(Olayların zaman sıralaması, bir yanıyla gözlemciye bağlıdır, bu sıralama, her zaman ve bütünüyle, olayın kendi arasındaki gerçek bir ilişki değildir.)
……….
Şimdiye kadar kabul edile gelmiş olan evrensel kozmik zaman, böylece artık geçerli olmamaktadır. Her cismin çevresinde bulunan olaylar için belirli bir zaman sıralaması vardır; bu, bu cisim için ‘öz’zaman olarak adlandırılabilir. Bizim kendi deneyimimiz, kendi cismimize uygun zaman tarafından yönetilir. Hepimiz, yeryüzünde, hemen hemen durağan olarak kaldığımıza göre, farklı insanların öz zamanları birbirleriyle çakışır ve yersel zaman olarak bir araya toparlanabilir. Ama bu sadece yeryüzündeki büyük cisimlerle bağdaşan zamandır. Laboratuardaki, beta tanecikleri(elektronlar) için oldukça farklı zamanlara gerek vardır; kendi zamanımızı kullanmakta direndiğimizden, bu tanecikler hızlı hareketleriyle kütlelerini arttırır görünürler.
…………..
Her şeyden önce, iki cisim arasındaki değil, iki olay arasındaki uzaklığı düşünmek zorundayız. Zamanla ilgili bulgularımızdan hemen bu sonuç çıkar. Eğer iki cisim, birbirlerine rölatif olarak hareket ediyorlarsa, ve gerçekte olan her zaman budur-aralarındaki uzaklık sürekli olarak değişecektir, bu yüzden biz, ancak verilen bir zamanda aralarındaki uzaklıktan söz edebiliriz. Eğer Edinburgh’a doğru bir trenle yolculuk yapıyorsanız, Edinburgh’la aranızdaki uzaklık verilen bir zamanda söz konusu olabilir. Ama, önce de dediğimiz gibi, trendeki bir olay ve Edinburgh’daki bir olayın ‘aynı’ zamanda olması konusunda, farklı gözlemciler, farklı yargılara varacaklardır. Bu uzaklıkların ölçümünü rölatif yapmaktadır, tıpkı zaman ölçümlerinin rölatif olduklarının bulunması gibi. Hepimiz, iki olay arasında, iki çesit aralık, biri uzay aralığı, öteki zaman aralığı olduğunu düşünürüz. Londra’dan hareketimizle, Edinburgh’a varışımız arasında, dört yüz mil ve on saat vardır. Önceden de belirttiğimiz gibi, bir başka gözlemci zamanı daha farklı değerlendirecektir, uzaklığı farklı değerlendireceği daha da açıktır. Güneşteki bir gözlemci, trenin hareketini son derece önemsiz sayacak, yolculuğumuzu, dünyanın yörüngesinde ve günlük dönüşüyle aldığı yolla değerlendirecektir. Öte yandan vagonda bulunan bir pire, sizin, uzayda hiç hareket etmediğiniz kanısına varacak, ama Greenwich Gözlemevi’nin değil de kendi ‘öz’zamanıyla ölçeceği bir süre ona zevk verdiğiniz kanısına varacaktır. Sizin, ya da güneşlinin, ya da pirenin yanıldığı söylenemez; her biri aynı ölçüde haklıdır ve ancak öznel ölçülerine, nesnel bir gerçeklik yükümlüyorlarsa hatalıdır.Uzayda iki olay arasındaki uzaklık, bu yüzden, kendi içinde fiziksel bir gerçek değildir. Ama, göreceğimiz gibi, zamandaki uzaklıkla birlikte, uzaydaki uzaklıktan çıkarılabilecek fiziksel bir gerçek vardır. Bu, uzay-zaman içinde ‘aralık’ adı verilen şeydir.
….Bir cismin her iki olayda da var olacak şekilde hareket etmesi fiziksel olarak olanaksız ise, iki olay arasındaki aralığa ’uzaysal’ diyeceğiz; bir cismin her iki olayda da varolması fiziksel olarak olanaklı ise, iki olay arasındaki aralığa ‘zamansal’ diyeceğiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder