11 Kasım 2009 Çarşamba

ISoCaRP 42. Uluslararası Planlama Kongresi Yıldız Teknik Üniversitesi`nde başlayan planlama profesyonelleri çalıştayının sunumlarıyla başladı.

Sunumlardan önce yapılan genel oturumda söz hakkı alan Manuel de Costa Lobo (ISoCaRP genel koordinatörü) ISoCaRP tarihinde bir ilke imza atıldığını ilk kez 3 ayrı workshop oluşturulduğunu ve yine ilk kez bu çalışmaların Almanya hükümeti tarafından finanse edildiğini söyledi. Costa Lobo bu çalışmadan sonra planlama vizyonuna yenilikler geleceğini özellikle politikacılar için yeni fikirler doğacağını ifade etti.

Genel amacı İstanbul’un problemlerine çözüm arama olan çalışmada emeği geçen herkese tek tek teşekkürler sunuldu.

Konferanstan önce “Genç Plancıların” üç günlük çalışması 3 paralel oturum halinde katılımcılara sunuldu. Oturumlar paralel yürütüldüğü için Mimdap, Yeni Mimar ve Planlama.Org olarak oturumu takip ettik. Katkılarından ötürü Özge YILDIRIM (Mimdap) ve Amber NİKSARLIOĞLU (Yeni Mimar)`a teşekkür ediyoruz.

KARAKÖY KABATAŞ RIHTIM BÖLGESİ DÖNÜŞÜM ÇALIŞMASI (LOC- ISoCaRP)

MERKEZ ALANLARIN METROPOLİTEN ALANLARLA KAYNAŞMASI (LOC- ISoCaRP)

DELTA BÖLGELERİNDE İKLİMSEL DEĞİŞİM (VROM – ISoCaRP)

1. Karaköy Kabataş Rıhtım Bölgesi Dönüşüm Çalışması (Loc- Isocarp)*

Çalışma alanı için 3 ayrı grup tarafında farklı konseptler sunuldu.

İlk sunum yapan çalışma grubu bölgeyi kruvazörlerin yanaştığı ve Taksime çıkılan iki ayrı uç olarak ele aldı. Cihangir`den gelen merdivenlerin burayı kente bağladığını ancak arada geçen Kemeraltı Caddesinin barındırdığı trafik ve ulaşım aksları ile bu bağlantıyı engellediği ifade edildi. Planlama yaklaşımı olarak da kıyıya direk çıkan üst geçitlerle bu bağlantının sağlanması ana hedefi oluşturmaktaydı. Lineer bir bölge olan çalışma alanında daha iyi görüntü sağlanması için yapılar kesilerek hepsine manzara sağlanması hedeflenmişti.




İkinci sunumda buranın bir kıyı bandı olmasına rağmen kamunun kullanımında olmadığını, halkın bu alanda suyla birleşemediğini ifade edildi. Galata kulesi, İstanbul Modern, Mimar Sinan Üniversitesi ve Tophane-i Amire binasın varlığı önemli potansiyeller olarak gösterildi. Planlama yaklaşımlarında temel amaç olarak suyun görünmesi olarak belirlenmişti.



Son sunumda Salıpazarı alanının bir kopukluk içinde olduğu gerek Galata`dan gerekse Tarihi Yarımada`dan gelen yayaların burada ulaşımda zorluklar yaşadıkları dile getirildi. Çok fazla gürültü kirliliği hissedilen bu alanda bir “ses duvarı”nın gerekliliği ifade edildi. Planlama konsepti barındırdığı spor merkezi, konser salonu, kütüphane, müze çay evleri ve diğer fonksiyonlarla diğer çalışmalardan daha zengin bir görünüm sergiledi

* Ahmet Cemil Pesen, Onur Soytürk (Planlama.Org)



2. Merkez Alanların Metropoliten Alanlarla Kaynaşması (LOC – Isocarp)**

Değişik ülkelerden 14 kişinin katılımıyla gerçekleşen çalıştaylardan ‘Kentsel çevre kalitesini iyileştirmek’, ‘Kentsel aktörler arasında ittifak kurmak’, ‘Çeşitliliği desteklemek, entegrasyonu teşvik etmek’, ‘İstanbul Central Parkı’nı yaratmak’ başlıklarını içeriyordu.



Tüm grupların yaklaşımı sürdürülebilir ve katılımcı bir planlamadan yanaydı. Sürdürülebilirliğin sağlanmasında kent merkezindeki tersaneler gibi kullanılmayan alanların ve boş tarihi yapıların değerlendirilmesinin gerekliliğine işaret edildi. Açık kamusal alanların sosyal bütünleşmeyi sağlamadaki rolü vurgulandı.

‘Kentsel çevre kalitesini iyileştirmek’ grubu İstanbul metropoliten alanını alt bölgelere ayırarak kentin problemlerine çözüm aradı. Kentin başlıca sorunu olan sosyal ayrışma ve kutuplaşmaya daha az bölünmüş bir kent vizyonuyla yaklaştı. Bunu sağlamada farklı sosyal grupların ve arazi kullanımlarının birlikteliği gibi hedefler ortaya koydu.

İkinci grup olan ‘Kentsel aktörler arasında ittifak kurmak’, kenti metropol, merkezi alan ve semtler olmak üzere üç kademede ele almanın, bunun için de vizyon geliştirerek yerel ihtiyaçların karşılanmasının gerekliliğini vurguladı.

‘Çeşitliliği desteklemek, entegrasyonu teşvik etmek’ ekibinin asıl odak noktası çeşitlilikti. İstanbul’un kültürel ve sosyal çeşitliliği ile eşsiz coğrafi dizgisine işaret edildi. Yaklaşımlarının çeşitliliği desteklemek olduğunu belirten ekip, ayrışmış işlevler ve alanlar ‘patchwork’ü şeklinde bir çözüm sundu. Bütünleşmiş toplulukların sağlanmasında yeni açık alanların ve hizmetlerin sunumu önerisi ile toplu taşımanın geliştirilmesi stratejisini savundu.

Son olarak ‘İstanbul Central Parkı’nı yaratmak’ grubu söz aldı. Mevcut alanların yeniden kullanımını ve dönüşümünü öngören ekip, kimi alanlarda yeniden canlandırma kimi alanlarda ise dönüşüm çalışmalarının yapılmasının gerektiğini savundu. Haliç Tersaneleri’nin İstanbul Central Parkı’nın mutlak merkezi olacağı belirtildi. Parka ulaşımın tren, tramvay, vapur, özel araç gibi her türlü ulaşım aracıyla sağlanacak şekilde planlanması öngörüldü.

* Amber Niksarlıoğlu (Yeni Mimar)

3. DELTA BÖLGELERİNDE İKLİMSEL DEĞİŞİM (VROM – ISoCaRP)***

Genç Plancılar Atölye çalışmasının üçüncüsüi çalışma grubu olan Delta Alanlarında İklimsel Değişimler Grubu küresel bir sorun olan İklimsel değişimleri farklı örnekler üzerinden inceleyerek, bu tehdide karşı alınması gereken önlemlerdeki ilkeleri tanımlamıştır.

Atölye çalışmasına nasıl başladıklarından bahsederek sunuşlarına başlayan Genç plancılar,

çalışmanın üç ana etap çerçevesinde geliştiğinden bahsetmiştir. Bu etaplar:

1- Farklı ülkelerdeki somut olayları incelenmesi

2- İklim değişiminin tüm etkileri, sorunları, çözümleri ve fırsatları üzerine gerçekleştirilen detaylı ve tüm fikirlerin ortaya konduğu açık bir tartışma

3- Etkilerin Sınıflandırılması ve Matriksin oluşturulması şeklinde gerçekleşmiştir.

Ekip atölye çalışması esnasında inceledikleri örneklerde 5 genel sorunu tespit etmiş ve bu sorunları sıcaklık artışı, deniz seviyesindeki yükselme, çekilme, sert iklimsel olaylar ve şiddetli yağışlar olarak sınıflandırmıştır.

İklimsel değişikliğin, pek çok soruna yol açarken, bunlardan farklı kesimlerin etkilendiğini belirten grup, örneğin Hong Kong’ta sıcaklık artışının hava kirliliğine yol açtığını ve bundan yaşayan tüm canlıların etkilendiğini ortaya koymuştur.

Daha sonra tespit edilen bu genel sorunları, oluşturulan matriksle somut problem, mağdurlar, somut çözümler, fırsatlar ve yararlananlar olarak incelemişlerdir.


Yaptıkları çalışmada risk yönetiminin önemli olduğunu ve bunun içinde 10 altın kural olduğunu ortaya koymuştur. Risk kavramının tasarım sürecinde giderek önemli bir yer edindiğini vurgulayan ekip, bizim istediğimizi istediğimiz şekilde tasarlayabileceğimizi ve gerçekleştirebileceğimiz ama bizim tasarımımız dışındaki bir şeyin onu yok edebileceği fikrinin de aklımızın bir köşesinde bulundurulması gerektiğinin altını çizmiştir.

Atölye ekibi çalışma esnasında sadece belirli bir örneğe odaklanmanın gerek ellerinde yeterli veri olmaması ve sonuç önerilerinin sadece o örnekteki sorunları çözmeye yararlı olacağını ancak amaçlarının küresel bir sorun olan iklim değişikliğindeki genel konuları tespit ederek daha kapsamlı bir yaklaşımla teorik ve somut cevaplar bulmak istediklerini belirtmiştir.

Bu çerçevede ortaya koydukları 10 altın kural:

1) Kurbanlar ve fırsatlar

2) Hatırlatma

3) Acil plan

4) Artan Bilinçlenme

5) Araştırma ve Tasarım

6) Dinamiklerle plan

7) Uluslar arası İşbirliği

8) Yönetim (minimize etmek için çok daha iyi bir idare sağlanması)

9) Desantralizasyon ve Ağ

10) Tarihten ve diğer örneklerden ders almayı içermektedir.



Grup, söz konusu olabilecek bir olayda bu kuralların hepsinin birden kullanılmasının gerekmeyebileceğini ve bu kuralların farklı seviyelerde devreye sokulabileceğini belirtmiştir



**Özge Yıldırım (Mimdap)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder