metis edebiyat....
yalnızca kentte değil, kendi içinde de yitikti.... dünya onun dışında, çevresinde, önündeydi ve dünyanın değişme hızı onun belli bir şeyle uzun süre uğraşmasını engelliyordu. esas olan hareket etmekti, bir ayağını ötekininin önüne etıp bedeni onu nereye götüürse gitmekti.syf 8
hergün yinelenirim ben. sabah uyandığımda doğarım, gün boyunca büyürüm ve akşam yatarken ölürüm. syf 24
poe2de dupin ne der? akıl yürütenin zekasının, hasmının zekasıyla belirlenmesi.syf 46
önünüzdeki yaratığı insandan saymazsanız, ona nasıl davranacağınız konusunda vicdanınız sizi hiç rahatsız etmez.syf49
tatmak yükleminin aslında latince "sapere" sözcüğünden geldiğini, bunun anlamının dahem tatmak hem de bilmek olduğunu belirtiyor; bu yüzden de sözcüğün bilgi ağacına bilinçaltıyla algılanan bir gönderme taşıdığına dikkat çekiyordu: tadıyla dünyayay bilgiyi, yani iyiliği ve kötülüğü getiren elmanın kaynağı. syf50
dark cennetin keşfedilebilecek bir yer olduğunu sanmıyordu. İnsanı o cennetin sahillerine götürecek ne bir harita ne de yön gösterecek bir alet vardı.Aksine, böyle bir yerin varlığı insanın kendi içinde bakiydi: insanın bir gün, burada ve şimdi yaratma olasılığı bulunan bir öte düşüncesi. Çünkü ütopya hiçbir yerdeydi.-hatta, Dark'ın açıkladığpı gibi"sözcüğün kendisindeydi".Ve insan bu düşlenen yeri ancak kendi elleriyle inşa ederek gerçekleştirebilirdi.syf54
Quinn bir şeyler yemenin yiyecek sorununu halletmediğini anlamıştı. Yediği şey bir sonraki yemeğin kaçınılmazlığına karşı bir savunmaydı, o kadar. Yiyeceğin kendisi yiyecek sorununa çözüm getirmiyordu; sorunun dürüstçe sorulacağı o iki dakikayı erteliyordu yalnızca.Dolayısıyla, en büyük tehlike çok fazla yemekti.Yemesi gerektiğinden daha fazla yerse, bir sonraki öğün için iştahı daha da artıyordu e böylece de onu tatmin etmek için daha çok yemek gerekiyordu. Kendisini yakından ve sürekli denetim altında tutarak, Qinn bu süreci tersine çevirdi. Olabidiğince az yemek yemeyi ve bu yolla da açlığı başından savmayı koymuştu aklına. Neredeyse hiç yememeye değin götürmek istemedi. Bunun yerine, eksiksiz orucu bir edeal, ulaşmak istediği ama asla ulaşamayacağı bir kusursuzluk hali olarak tuttu zihninde. Acından ölmek istemiyordu, her gün bunu kendi kendine yeniledi; tek istediği onu gerçekten ilgilendiren şeyleri düşünmek için kendisii serbest bırakmaktı. syf 125
1 Mart 2012 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder