4 Aralık 2012 Salı

Hayır Diyebilmeli İnsan, Alev Alatlı


Bu kadın günde dört saat uyuyor... neden düşünmek için sanırım. bu kadar kendini bilmek süper birşey olsa gerek. Allah herkese nasip etsin böyle olabilmeyi... Amin.
Meslek olarak "Müslümanlık" ne kadar manidar bir başlık değil mi?
"Kelebek Etkisi"bölümü de başlı başlına süper...
modern çoğulculuğun tanımlayıcı niteliği, insanların 'doğrusuz' kalmalarıdır. İnsanları bir kuşkulu 'doğru'dan, diğer bir 'doğru'ya yuvarlanmaktan kurtaracak olan gelenektir.
Gelenek, insani bir kurum olduğundan insani doğrular ve yanlışlar içerir.Ama 'teori' dediğimiz dışarlıklı akıl da öyle."Geçtiğimiz yüzyılda zeki insanların soylu amaçlarla destekledikleri gelenek karşıtı teoriler, milyonlarca masum insanın katledilmesiyle sonuçlanmıştır. Meseleye böyle bakınca sorunun gelenek olup olmadığı değil, insan hayatındaki yeri sorunu olduğu açıktır. Niyetimiz iyi olduğu, yanlışlarımız planlı kötülükten değil, bilgisizlik, gözden kaçırma, çelişkili durumlardan doğan kararsızlıklardan kaynaklandığı sürece, gelenek bize yardımcı olacak, düşünce ve eylemlerimiz ile birbirini düzeltecek, perdahlayacaktır. Gelenek, kazanımlarımızı sadeleştirmemizi,toplumu rencide edecek dürtülerümüzü zabtırapt altına almamızı kolaylaştırır. Sürgit kötülük hedeflendiğinde, geleneğin yapabileceği pek bir şey yoktur; ama böyle durumlarda zaten tanrıdan başka kimse yardımcı olamaz."
Son söz: "Yeryüzünden silinmemiz gerekiyorsa silinelim: ama haysiyetimizi koruyarak, zerafetle ve yitirmeksizin mizah duygumuzu külliyen."
Doğru erişilemez değildir; ama bize çoğu kez natamam ve dolaylı yollardan gelir. Tek ve sarsılmaz "doğru"ya ulaşılamayacağı içindir ki, muhafazakarlar doğruyu olduğu kadarıyla, ulaşılabildiği kadarıyla kabul etmeye razıdırlar. Bu bağşamda "meselelri en başından plamlamaya, model kurmaya" titizlik göstermezler.
Geçmişe takılıp kalmak, sağlıklı aklın belirtisi değildir. Nekrofiliyanın-ölüseviciliğin- bir sendromu da "olması gerektiği düşünülen"i, "olana rağmen" gerçekleştirmeye çalışmak. Aklın kurgusunu, gerçeğin yerine ikame etmeye çabalamak ki, hemen her zaman kıyım değilse, ağır baskı ile sonuçlanır.
Ve ünlü Amerikan yazarı, mark Twain, "Gerçek, Kurgu'dan daha acayiptir; çünkü Kurgu, olabilirlikleri gözetmek durumundır; Gerçek'in öyle bir zorunluluğu yoktur."
laik ve laiklik kelimeleri bizde Frenk armudu gibidir, kimi tatlısına malzeme yapar kimi limonlu salatasına..
Soloviev, Thomas Aquinas; rus filozofları...
eğitim-öğretimin insanın ahlaki ve zihni yapısını şekillendirmenin yegane aracı olduğu hususunda mutabakat tamdır.
"Bir mıh bir nal kurtatır, bir nal bir at kurtarır, bir at bir atlı kurtarır, bir atlı bir savaş kurtarır, bir savaş bir vatan kurtarır." Kaos paradigmasını özetlemekte kullanılan bu kadim gözlem....
Siyah-beyazcı Newton fiziğinin aksine, kuantum fiziğinin şiarı"hiçbir şey kesin değil, hiçbir şey imkansız değil" ibaresi olur. 'Kesinlik' diye bir şey yoktur, "tek" doğru diye birşey yoktur. Albert Einstein'ın "matematik kesin olduğunda gerçeği yansıtmaz, gerçeği yansıttığında kesin değildir"saptamasıyla birlikte "Kuantum Devrimi" reddedilemez bir oluşum haline gelir. Dahası, ışığın dalga veya cisimcik niteliği gözlemci ile adeta bir diyolağa girerek belirttiğinin ortaya çıkması işleri biraz daha karıştırır.
ışığın biz onu nasıl görmek istiyorsak, kendisini bize öyle gösterdiğidir...Erwin Schrödinger, ışığın bu hem dalga hem de cisimcik olam niteliğini vurgulamak için "Schrödinger'in Kedisi" diye anılan ünlü kuantum deneyini tertipler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder