9 Ağustos 2013 Cuma

mario levi, bir şehre gidememek...

"şimdi"lerin gündeminden eni konu kalkan, bir yerden sonra zor da olsa açığa vurabilen acılar, pişmanlıklar ve kimi ilişkilerin tam anlamıyla bitemeyeceği yanılsaması. Görüntüler. Kokular. Kandırmacalar...
... ama bir sevda söz konusu olunca insan hiçbir yere yalnız gidemiyor, hüsranları ve ayrılıkları hep beraberinde götürüyor. Bir çeşmeye, bir sokağa, bir yemek kokusuna, yıllar yılı yaşadığımız, doğup büyüdüğümüz şehirlere bile değişik anlamalar yükleyebildiğimiz anlardır bunlar. Kokular, renkler ve görüntüler: artık herşey bir çağrışımdır....
bir eve ya da bir kendine dönüşü sürekli yaşamaya zorunlu olmak ya da düş kırıklığından düş kırıklığına koşarak değişebileceği sanılan sevdaları yenilemek, biraz tutku biraz da aldatmacayla, yolun sonunda yalnız kalmamak için kıyıda köşede bırakılmış öykü ve şiir parçacıklarına mutlaka sıra gelecektir./ derken bir gündoğumu, yeni bir taptaze sabah, yıpranmış bir şehrin denizle birleşen sokakları... ve tüm denizlerin bir şekilde birbirlerine bağlanabiliyor olmaları...
sonuç ne olursa olsun hep bir yerlerde kaldığımızı, kendi hayaletimizce kovalandığımızı ve tüm çabalarımıza karşın bireysel serüvenimizde durmaksızın bir sürgünü ve tutsaklığı yaşamaya zorunlu olduğumuzu hiç unutmamız gerekiyor. Gerisi boş laf.
...vakti zamanı geldiğinde hürmetkerınız diyebilmeyi, bir lüks araba ve birkaç markayla tafra satıp kendini başarılı sanmanın ne kadar büyük bir zavallılık olduğunu, Blaise Cendars'ı, para yerine kitap biriktirmeyi, denizin kendine özgü kokusundan bir küçük sevinç duyabilmeyi...
eski bir sevgili hiç beklemediğiniz bir zamanda dönüverir hayatınıza. bir isim midir yıllarca saklanan, bir ses, bir koku ya da yalnzca bir telefon numarası mıdır? yıpranmış onca duyguya ayrı insanlarda yaşanmış onca olasılığa karşın kimi sorular sormak istersiniz. ama bir eski sevgili bir eski yenilgidir büyük olasılıkla. korkarsınız, vazgeçiverirsiniz o zaman da, yalnızlıklarınızla başbaşa kalırsınız.
garip garip ayrıntıları süreli sorun yapmaktan yana kalabalık, insanlardan yanaysa hep yalnız oldum.
bir küçücük söz fırtınası. zamanla çok şey değişik bir anlam kazanacaktı, ama bir geçmişi yeniden kurgulayarak anlatmayı gereksinmek de bir umarsızlığın dışavurumu olmalıydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder